2026, yapay zekânın merak edilen teknoloji olmaktan çıkıp devletlerin bütçe kalemine, mevzuat takvimine ve dış politika masasına yerleştiği yıl oldu. Bunu en net gösteren şey bu konuda yapılan yatırımlar. Goldman Sachs Research'ün tahminine göre 2026'da dünya genelindeki yapay zekâ yatırımı 1 trilyon doları aşacak; bu tutarın 581 milyar doları tek başına ABD'den geliyor. Yani bir yılda, orta ölçekli bir ülkenin tüm millî gelirine denk bir kaynak yalnızca çip, veri merkezi ve model eğitimine akıyor. Ülkemiz bu yarışın gerisinde kalmamak adına çok ciddi çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar 18 Ağustos 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) ile taçlanmış oldu.
Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) resmen yürürlüğe girdi. Planın hazırlık sürecine dair verdiği rakamlar dikkat çekici: kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplumdan 500'e yakın sektör profesyoneliyle çalıştaylar yapılmış; Vatandaş Görüşü Anketi aracılığıyla toplumun her kesiminden 2 bin 200'ü aşkın eylem önerisi toplanmış.
Belgenin en özgün yanı, kendini bir dilek listesi olarak değil bir mimari olarak kurması. Plan iki soruya birden cevap veriyor: "nasıl ilerleyeceğiz?" ve "neyi kapsayacağız?"
"Nasıl" sorusunun cevabı dört eksen: Fark et, İstifade et, Üret, Yönet. Bu dört kelime bir sıralama değil, bir olgunluk yolculuğu. Her eksen bir sonrakinin zeminini hazırlıyor. Her eksenin altında dört eylem var; toplam 16 eylem, planın deyimiyle "4×4 bir yapay zekâ dönüşüm çerçevesi" oluşturuyor.
"Neyi" sorusunun cevabı ise katmanlı bir model: enerji (K1), hesaplama donanımı (K2), altyapı (K3), modeller ve veri (K4), uygulamalar (K5). Bu beş katmanı yetenek, finansman ve düzenleme-güven olmak üzere üç kesişen bileşen besliyor. Planın mantığı net: "herhangi bir katmandaki yetersizlik üstündeki tüm katmanları kısıtlar." Yani elektrik yoksa veri merkezi olmaz, veri merkezi yoksa model eğitilmez, model yoksa uygulama çıkmaz.
Vizyon cümlesi de varılması gereken noktayı net bir şekilde özetlemiş: "Türkiye'yi yapay zekâ alanında güvenilir ürün ve hizmet üreten, stratejik sektörlerde yapay zekâ çözümlerini ölçeklendirebilen, bölgesinde yatırım ve yetenek çeken bir merkez hâline getirmek."
Uygulama iki faza bölünmüş. 2026–2027'de temel yönetişim yapılarının kurulması, veri alanlarının pilotlanması, kamuda ilk uygulamaların başlatılması ve hesaplama kapasitesi için yatırım süreçlerinin netleştirilmesi. 2028–2030'da ise pilotların ölçeklenmesi, sektörel modellerin ticarileştirilmesi ve yatırım hedeflerinin gerçekleştirilmesi ağırlık kazanıyor.
Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, ülkemizi yapay zekâ konusunda "izleyen" konumdan "yazılı ve sayısal hedefi olan" bir ülke konumuna taşıdı. Plan ile 1 trilyon lirayı aşan bir katma değer yaratılması öngörülüyor. Ama belge bunun tek ölçüt olmadığını da söylüyor: kapasitenin teknolojik bağımsızlığa, kamu hizmetlerinin niteliğine, üretim yapısının dönüşümüne, insan kaynağının gelişimine ve dijital egemenliğin tahkim edilmesine katkısı ayrıca kıymetli görülüyor. Planın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.




